Selim

Selim
So this is how liberty dies, with thunderous applause...
En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar
Birisinin idealden, gelecekten, felsefeden içten bir şekilde söz ettiğini, emin bir ses tonuyla ‘biz’ dediğini, ‘diğerlerini’ andığını duymam; kendini onların tercümanı olarak gördüğüne şahit olmam onu kendime düşman görmem için yeterlidir. Onda bir tiran müsveddesi, aşağı yukarı bir cellat görürüm; tiranlar kadar, büyük cellatlar kadar nefrete müstahaktırlar. Her iman edişin bir tür terör icra etmesindendir bu ve bunu yerine getirenin saf kişiler olması her şeyi daha da ürkütücü hale getirir. Kurnazlara, düzenbazlara, serserilere güvenilmez; hâlbuki tarihteki hiçbir büyük çaplı kargaşa onlara isnat edilemezdi; onlar hiçbir şeye inanmadıkları için ne yüreklerinize ne de düşüncelerinize karışırlar; sizi kendi gevşekliğinizin, ümitsizliğinizin ya da yararsızlığınızın eline bırakırlar; insanlık yaşadığı azıcık refah anlarını onlara borçludur: Fanatiklerin işkence ettiği ve idealistlerin batırdığı halkları kurtaran onlardır. Doktrinsizdirler, sadece kaprisleri ve çıkarları vardır; ilkeleri olan despotizmin yol açtığı yıkımlardan bin kere daha dayanılır olan, çok daha uyumlu zaaflardır bunlar. Zira, hayattaki bütün kötülükler bir hayat anlayışından ileri gelir. Olgunlaşmış bir siyaset adamı, eski Sofistlerin çalışmalarını derinleştirmeli ve diksiyon dersleri almalıdır; – bir de yolsuzluk dersleri! Fanatik ise yolsuzluğa kapılmaz: Bir fikir uğruna öldürüyorsa, onun için pekâlâ ölebilir de; her iki durumda da, tiran veya şehit de olsa, bir canavardır. Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur: En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar. Acı, güç iştahını azaltmak şöyle dursun, onu azdırır; zihin de kendini bir soytarının meclisinde bir kurbanınkinden daha rahat hisseder; onu, bir fikir için ölünen gösteriden daha fazla tiksindiren
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Toplum Korkusu ve Tanrı Korkusu
"İyi etki denen bir şey yoktur ki, Bay Gray. Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır, yani bilimsel yönden ahlakdışıdır" "Neden?" "İnsanın birini etkilemesi demek ona kendi ruhunu vermesi demektir de ondan. Bu insan kendi doğal düşünceleriyle düşünemez artık, kendi doğal ihtiraslarıyla yanmaz. Erdemleri sahici değildir. Günahları - günah diye bir şey varsa eğer - ödünçtür. Yaşamanın amacı kişinin kendisini geliştirmesidir. Doğamızın gereğini kusursuz olarak gerçekleştirmek: İşte her birimizin burada olmamızın nedeni budur. Oysa şimdilerde insanlar öz benliklerinden korkuyorlar. Görevlerinin en yücesini, yani kişinin kendi öz benliğine olan görevini unutmuşlar. Hayırseverliklerine diyecek yok. Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel gör ki kendi ruhları aç, çıplak. Soyumuzda cesaret diye bir şey kalmamış. Belki de hiçbir zaman yoktu. Toplum korkusu -ki ahlakın temelidir-, bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar."
Dünya Bir Düştür
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... "Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum." Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: "Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.
Hastalık
-İyileştim mi doktor? -Hayır. Siz farklı bir insansınız ama herkes gibi olmak istiyorsunuz. Bu da, bana kalırsa, ciddi bir hastalıktır.
"Not all who wander are lost"
Her altın tanesi parlamaz, Gezinen herkes kaybolmuş değildir. Kudretli olan yaşlansa da yolda kalmaz, Derindeki köke soğuk değmeyecektir. Küllerin içinden bir ateş yükselecek, Süzülecek bir ışık içinden gölgelerin, Kırılmış olan kılıç tazelenecek, Taçsız olan yeniden hükmedecektir.