“Yani azizim, gıpta ediyorum sana, beni Mecnun’un akıllı olduğuna inandıracaksın neredeyse.”
“Deli olsaydı yüzyıllar boyunca bunca akıllı insan oturup onu konuşuyor olur muydu üstadım!..”
Aklını kaybetmesine neden olacak şeyler yaşamıştı ve şu anda neredeyse kaybedecek bir aklı bile yoktu. Anormal durumlarda gösterilen anormal tepkiler vererek normal dengesini korumaya çalışıyordu.
İki denizin kucağında, iki karanın elleri üstünde zarafetle parlayan İstanbul’da, eylül yapraklarının elediği bu hüzünlü güne dair yazacaklarım belki de can güvenliğim kadar halk içindeki itibarımı da zedeleyecektir, ne ki gerçeklerin üstü örtülmemelidir diye düşünüyorum. Hani şair “Bir hakikat kalmasın dünyada Allahım nihan” der ya; işte öyle. Öte yandan, eğer okunmayacaksa gerçekleri yazmanın kime ne yararı olabilir ki?!..
İleride belki yırtar atarım!..
- Ben kim miyim?
- Bunun ne önemi var?!..