"Ne var ki insanları niyetimizle değil, eylemimizle etkileriz. Niyet, ancak eylemde açık seçik ifade edilirse, karşı tarafa ulaşır. Bir șeyi de unutmamak gerekir: Niyet sevgi dolu olsa bile eylem öfkeli ve korkutucu ise, karşımızdaki ancak o öfkeyi görür ve korku yaşar.
Genç kız babasının niyetindeki sevgiyi değil, söylediklerindeki kaygıyı ve öfkeyi gördü; kendisine duyulan güvensizliği hissetti.
Genç kız öldü ve baba iyi niyetinin değil, eyleminin sonucu oluşan bir acının, vicdan azabının içinde yaşıyor.
Yazık.
Yazık; çünkü böyle olmaması gerekiyor."
"Nerede bende o talih! O kadın doğuştan talihli. Bahtı ona gülmüş bir kez," diye yanıt verdi.
Yakup Bey ciddileşerek "Benim ihtisas yaptığım bilim dalı bunun bahtla, talihle değil, kişinin içinde yetiştiği aile yapısı ile sıkı ilişkisi olduğunu gösteriyor."
"Niçin korkup üzülecekmişim? İnsan mutlu olmak için evlenir. Cehennem azabı çekmek için değil. Beni olduğum gibi sevecek, beni de kendisi gibi insan olarak değerli görecek bir eş olmadıkça evliliğin ne anlamı var? Bunu kafama koydum. Bugün aynı durum olsa, yine aynı șeyleri düşünürüm."