"Hep birbirinizden korkuyorsunuz siz, işte sorun burada. Her biriniz, ötekilere açık vermekten korkuyor." Ne kadar inkar etsek de zayıf yönlerimizin başkalarının görmesinden korkuyoruz.
Lennie gibiyiz, bazen sevgimiz gösterirken kendimizi kaybedip etrafımızdakilere zarar verebiliyoruz. Sonunda pişmanlık duysakta bizi en çok korkutan sevdiğimiz insanın sevmeyi bırakmasıdır...
George gibiyiz, ne kadar kızsak da içimizde merhamet var. Bazı insanları olduğu şekilde kabul ediyoruz.
Beni kitapta etkileyen bir bölüm daha var, kitabı bitirdiğimde bu bölümü daha iyi anladım...
(Spoi içerir)
["Ulan bu köpek de amma kokuyor be,"dedi. "Defet onu buradan, Candy! Şu köpek kadar leş gibi kokan şey de görmedim. Çıkar hemen, hadi!"
Candy yuvarlanarak yatağının kenarına geldi, uzanıp, yaşlı köpeği okşadı, sonra özür diledi. " Hep onun yanındayım da, nasıl koktuğunu fark etmiyorum."
Carlson, "Dayanamam buna ben,"dedi hemen." O gittikten sonra bile kalıyor kokusu ortalıkta." Sert adımlarla yürüdü, köpeğe yaklaşıp baktı. "Hiç dişi yok,"dedi." Romatizmadan her yanı tutuk. Işine yaramaz bu senin,Candy. Yaşadığından da bir şey anlamıyor. Ne diye vurmuyorsun bunu artık?"
İhtiyar tedirgin tedirgin kıvrandı." Yahu ne kıyayım, yıllardır yanımda. Yavruyken aldıydım. Onunla az mı koyun güttüm." Gururla ekledi: " Şimdi bakınca inanmazsın ama ömrümde gördüğüm en yaman çoban köpeğiydi."]
Candy'nin köpeğiyle olan dostluğu, eksiklikleri olsa da birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri... Lennie ve George dostluğu gibiydi tek bir farkla; Birinin katili yanı başındaydı...
Kitabı beğendim, okumak isteyenlere tavsiye ederim... İyi günler..:)