Sanırım Ayşe Kulin’in kalemine hayran kaldığımı itiraf etmem gerekecek.En sevdiğim türk yazarlar arasına girmiş bulunuyor.Son dönemlerde arka arkaya yazdığı otobiyografik kitapları dinlemiştim.Onları da bayılarak tamamladım.Sonrasında nefes nefeseyi dinlemeye başladım.Gerçekten hiç bitmeyecek bir maceranın içinde buldum kendimi.Çok keyifliydi.Türkiyenin yakın geçmişine de arada bir göz kırptık diyebilirim bu vesileyle.Dünyada 2.dünya savaşının etkileri sürerken türkiyenin bu savaş karşısında tarafsızlığını koruma çabasını,cumhuriyetin ilk dönemlerinde yaşanılan modern ve eski çatışmalarını,aile ilişkilerini,insan ilişkilerini gayet akıcı merak uyandırıcı bir üslupla yazmayı başarmış Ayşe Kulin bir kere daha tebrikler.Kitabı dinlerken zaman zaman Sabihanın evliliğinde yaşadığı buhranları gerçekte siz yaşıyormuşsunuz gibi Selvanın Rafo ile olan aşkına sahip çıkarkenki gözünün karalığını sanki siz yapıyormuşsunuz gibi Feritin yahudi insanlar için yaptığı fedakarlıklarları Tarığın anadolunun ücra köyünden çıkıp okuyup azimle hariciye nazırlığındaki görevini başarıyla yerine getirmesi gerçekten çok güzel işlenmiş bir hikaye.Nazilerin yahudi insanlara karşı yaptığı katliamı da bir parça olsun okumuş oluyoruz.Yahudi insanların ne kadar zorlandığı hayatta kalmak için ne çabalar sarfettiklerini Türkiyenin bu konudaki gurur verici duruşunu öğrenmiş olduk.Kendimi Paristen İstanbula tıngır mıngır gelen trende Selvanın yanında hissettim.