Ebru

Ebru
@Ebruli006
"İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum." -Fernando Pessoa
"İletişim bir dil işlemi değil, bir insan sürecidir. İletişimde ilerleme sağlayabilmek için, insanlar arasındaki ilişkilerde bir gelişim, bir ilerleme gerçekleştirmek gerekir. Kişiler arasındaki ilişkiler bozuk bir temele oturmuşsa, ileti­şimde kullanılan dil ne kadar kaliteli olursa olsun, iletişimde bir ilerleme görülmez."
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Demokratik tutuma sahip olan ailede yetişmiş bireyler, kendilerini daha çok gerçekleştirebiliyorlar. Soğuk ve sert disiplinli otoriter ortamda yetişen gençlerinse, kendilerini gerçekleştirme yönünden daha başarısız oldukları gö­rülmüştür. İlgisiz tutum içinde yetişenler de, kendini gerçekleştirme yönünden geri kalmışlık gösterir, ancak otoriter ortatnda yetişenler kadar başarısız olamaz."
1000Kitap
Varoluşçu-insancıl adı altında bilinen psikoloji okuluna göre, kendini gerçekleştirme güdüsü, insanların temel faaliyet kaynağını oluşturur. Kuzgun, kendini gerçekleştirmenin belirtileri olarak şu davranışlar üzerinde durmuştur: • Zamanı iyi kullanma, • Desteği dıştan değil, içten alma, • Duygusal bakımdan açık olma, • İçten geldiği gibi davranma, • Kendine saygı duyma, • Kendini kabul etme, • İnsanın temelde iyi bir yaratık olduğuna inanma, • Uzlaştırıcı bir yaklaşım içinde olma, • Saldırganlık eğilimlerini gerçekçi bir tutumla kabullenme, • Yakın ilişki kurabilme yeteneğine sahip olma.
1000Kitap
"Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış. Ancak her bir macunu sırasıyla bir, iki, üç kat kâğıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kâğıt, mide öz suyunda eriyince macun midede dağılır ve birkaç saatliğine keyif devam edermiş. Tabiî iki kat kâğıda sarılan macun, birkaç saat sonra, üç kat kâğıda sarılı macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu planın yolunda gitmediği, afyonun kâğıdının zor parelendiği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan âdeta kopar. Afyonu patlayıp kana karışasıya kadar farklı tepkiler verir. Konuşulan veya yapılan şeye uygun karşılık verilmeyen, anlama ve algılamada geciken durumlarda 'Daha afyonu patlamadı galiba!' gibi cümleler söylenmesi bundandır."
1000Kitap
Abayı yakmak:
"Eski tekkelerin mimarî kompleksi içinde bir mescit (veya cami), ortada şadırvanı olan bir avlu ve avluyu çevreleyen derviş hücreleri, büyükçe bir dershane, mutfak, kiler, ambar, vs. bulunduğu bilinmektedir. Bilhassa kış aylarında dershanenin ocağı harlı ateşle yakılarak dervişanın burada toplanmaları sağlanır; böylece hem iktisat yapılır, hem de uzun saatler mürşitten istifade ortamı oluşturulurdu. İşte böyle bir kış gecesinde, yün abalarına bürünmüş dervişler dershanede halka olup şeyh efendiyi dinlemeye başlamışlar. Efendi hazretleri, coştukça anlatmış; anlattıkça coşturmuş ve dervişler kendilerinden geçecek derecelere gelmişler. Bu sırada, ocağa sırtı dönük dervişlerden birisinin abasına ateş sıçrayıp dumanı tütmeye başlamışsa da dervişin sıcaklığı hissettiği yok!.. İçindeki ateş, dışındakinin sıcağını bastırmış durumda. 'Pir aşkına Yâr aşkına (Allah aşkına)!' yanmaya devam ediyor. Nihayet şeyh efendi, dumanı fark edip bu müridini ikaz ile yanmaktan kurtarıyor ve arkadaşları arasında mahcup olmasın diye onu diğerlerine 'gerçek Hak âşığı' olarak tanıtıyor. Şimdi argo lisanda kullanılan 'abayı yakmak' deyimi, işte o hadisenin yadigârıdır."
1000Kitap