Bu ülkede hâlâ “eğitim” ile “öğretim” arasındaki farkın anlaşılmaması, yaşadığımız acı olayların en temel sebeplerinden biridir.
Okullarda verilen şeyin adı çoğunlukla öğretimdir. Yani bilgi yüklemesi… Matematik, fizik, kimya, Türkçe… Peki ya eğitim? Yani karakter, ahlak, vicdan, saygı, merhamet, adab-ı muaşeret?
İşte orası büyük bir boşluk.
Bugün bir çocuğun babası emniyet müdürü, annesi öğretmen olabilir. Ama bu, o çocuğun “eğitimli” olduğu anlamına gelmez. Çünkü eğitim sadece aile mesleğiyle değil; değerlerle, rol modelle, sistemle ve kültürle inşa edilir.
Biz ne yaptık?
Çocukları bir yarış atına çevirdik.
“Sınav kazansın, doktor olsun, mühendis olsun…” dedik.
Sonuç?
Meslek sahibi ama insan olamamış bireyler…
Vicdanı eksik doktorlar, sorumluluğu zayıf mühendisler, öfkesini yönetemeyen öğretmenler…
Çünkü biz “insan yetiştirmeyi” ikinci plana attık.
Eskiden karnelerde sadece ders notu yoktu.
Davranış notu vardı.
Temizlik, düzen, arkadaş ilişkisi, saygı…
Şimdi ise sadece başarı alkışlanıyor.
Ahlaklı olmak?
Ya “saflık” olarak görülüyor ya da dışlanma sebebi oluyor.