Balasagunlu Yusuf'a kulak verecek olursak; 'İnen her şey bir gün yükselir, yükselen de bir gün mutlaka alçalır. Parlayan söner, yürüyen de yorularak çöker.'
Faydası olacağını bilseydim, ağzımda taşırdım sabırla. Oysa yol da benim değil, öykü de, taş da. Ben, anlatılmamış bir hikayenin içinde kalmışım. Anlatsın diye sabırla beklemişim. Susarak geçiştirilmek istememişim. Çok şey mi istemişim? Belki de yeterince beklememişim. Değil mi ki dönüp gelmişim, az öte git de, yanına sığışayım. Hiç olmazsa can sıkıntına ortak olayım. Herkesin bucak bucak kaçtığı şeyi yapalım seninle. Konuşalım . Konuşarak her şeyi içinden çıkılmaz yapsak da, içinden çıkabilenler de konuşanlardan başkası değildir diyelim. Susanlardan olmayalım. Ama çok da konuşmayalım. Şimdi herkes çok konuşuyor ulu orta. İnsanın susası geliyor.