Herkese merhaba,
Çok güzel bir Tarık Tufan romanı okudum. Bildiğimiz Tarık Tufan romanlarından biraz farklı, daha az dram, daha fazla gizem içeren, sonunu merakla beklediğim, bir yandan da bitmesin istediğim bir romandı. Çoğu zaman nasibin ne oldugunu sorgularız, elde ettiğimize de elimizden kaçırdığımıza da nasip deriz. Roman özellikle bu kelime etrafında dönüyor. Her şeyin var bir hikmeti içilen çayın bile. Âşık, maşuk, rakib üçgeninde ilerleyen öyküde en sevdiğim kahraman Ahmet Hilmi Bey oldu. Hikmet ehli bir adam. Her ailede vardır böyleleri. Rahmetli dedem de böyleydi. Ya hayır konuşur ya da susardı. Ahmet Hilmi Bey de böyle biri. (İpucu vermeden anlatmaya çalışıyorum: ))
Ama aklımda soru işaretleri de kalmadı değil. Orhan ile Defne'nin sonunu öğrenemedim, Defne'nin babasını bulamadık. (Belki de ben fark edemedim.) Bu da okurun nasibi demek ki..
Yazarın yüreğine sağlık: )
Bence okuyun ya valla :)
Keyifli okumalar..