De gidim deee kuyucaklı Yusuf! İşe yaramaz korkak kafası karışık ne istediğini bilmeyen bir baltaya sap olamayan ama tam da bu sebeplerle hayata olan öfkesi yüzünden gururu dev bir kibire gebe Yusuf, çok zor küçük yaşta hem öksüz hem yetim bırakan gurbet ele hiç bilmediği ve sevmediği insanların eline mahkum eden hayat belkide tüm bunlara sebep , birlikte büyüdüğü hatta elinde büyüttüğü kardeşi gördüğü küçüğe göz koyan ahlak bekçisi zır cahil kör kütük cahil Yusuf ! Muazzez gözünü senle açtı babadan anadan görmediği şefkati sende gördü senden başka kimseyi tanımadı ki hem daha aşkın ne olduğunu bilmediği bir yaşta senden gördüğü baba şefkatini aşk sandığı bir yaşta neler ettin kıza, hani akıllısın hani büyüksün hani ahlak bekçisisin hani herkesten ayrı bir mizaca sahipsin ondan kimseleri beğenmezsin ya zavallı Muazzez sana açıldığında onu ayıltsaydın elinde büyüttüğün kızcağıza ‘kadının’ gözüyle adice bakmasaydın Muazzez’in hislerinin aşk değil kimseden görmediği şefkatin tecellisi olduğunu ona anlatsaydın ne olurdu ama yine de Muazzez’in hislerine karşılık vermesen de puşt şakir den onu koruyamazdın zavallı Ali’yi Şakir’den koruyamadığın gibi ! Şimdi düşündüm de senden çok şey beklemişim tüm öykü boyunca oysa sen de küçücük yaşta öksüz yetim kalmış zavallı bir çocuksun belki Muazzez’i kendi ellerinle herkesten uzak o vadiye gömerken koca Yusuf değil daha çocukken gözlerinin önünde anası babası katledilen küçük Yusuf’tun hala! Ne kadermiş ne ağır bir o kadar klasik aynı zamanda iç karartıcı bir son ama ! Ne olursa olsun o kızcağızın sonu senin yüzünden oldu sen o eve te çocuk yaşta hiç gelmeseydin belki Muazzez de uzun ve güzel bir hayat yaşayabilirdi , pespaye ettin kızı sen ve o melun aptal anası ! Ah Muazzez sen bir başına belki mezarına bile tek bir insan gelip bir