Bir sabah kahvesini sigarasını içerken her şeyi terketmeye karar veren şair musa, sokakta bir takım insanlarla karşılaşıp onlarla yaşamaya başlıyor, kitap bu sürede olanları, çoğu zaman da bir şeyleri sorgulayarak anlatıyor. Kitabın ana karakterine hiç ısınamadım, şair diyor kendine ama mesnetsiz bir idda, bir şiirini göremedik. Karısını çocuğunu terk etmiş, sokakta ayaklarını kesmiş annesi yaşında kadına aşık oluyor, diğer genç kadına da aşık oluyor, çöpte bulduğu bebeğe bir ilgi gösteriyor, kendi karısını ve çocuğunu hiç umursamazken, o aşık olduğu kadın için alakasız bir cinayet işliyor… saçma sapan bir insan yani… kitapta bunların gündelik konuşmalarını, rüyalarını, bir ev bulma çabalarını okuyoruz. En son bir mesaj yapıştırıyor yazar, hepimiz konfor alanımızdan çıkmaya korkuyoruz ama çıkınca da yaşanıyor diye. Bu mesajı görünce, bırakıp gittiği hayattan daha özgür ve mutlu olmasını bekliyorsun karakterin ama, yok ev bul yok çocuğa bak, para kazan… yine aynı hengame devam ediyor. Kitabın sonunda bunların hiç yaşanmadığını ve musanın kahvesini içip işe giderken, bir adamın bacaklarını kesmiş bir kadınla sohbetini duyduğunu okuyoruz. Yazar burda, terketmeyi seçmemiş ve seçmiş musaların yollarını kesiştiriyor sanırım. Kim daha mutlu, soru işareti…