Ecemnur Sönmez

Zavallı genç memur, yaşadığı şu kısa ömründe insanların ne kadar da acımasız olduklarını, sözde kibar olduğu düşünülen eğitimli ve sosyetik kişilerin içlerinde sonsuz kötülükler barındırdığını görerek ürperir, yüzünü elleriyle kapatırdı. Tanrım! En kötüsü de, insanların dürüst ve asil olarak değerlendirdikleri kişiler yapıyordu tüm bunları...
Sayfa 86·Kitabı okudu
Her sonbaharda birbiri üzerine dökülen uzak ağaçlar gibi insanlar da birbirini izleyip toprağa yatarak yok oluyorlar. Bu değiştirilemeyen umumi bir kanun... Niçin endişe etmeli? Şu dünyada erilen başka ne var? Hayat yalan, ölüm gerçek...
Sayfa 192·Kitabı okudu
'Hak nedir?' deyince bugün 'kuvvettir' korkunç cevabı karşısında bulunuyoruz. Kuvvet hak olduktan sonra 'güçlü' maddi manevi bir mahkemenin ara buluculuğuna lüzum görmez. Meseleyi silahıyla çözer. Her milletin mahkemeleri bugün yüksek sesle vicdanı, kanunu, hakkı insaniyete karşı bağırmaya cesaret edebilselerdi; çoktan haksız susar, adalet yerini bulurdu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Doğu artık geçmişte kaldı, düş sona erdi. Şimdi memleket duruyor önümüzde, orada o sakin, küçük Brightbury' de sevinç içinde beni bekliyorlar. Ben de onların hepsini seviyorum, ama beni bekleyen bu baba ocağı ne kadar iç karartıcı.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Beni herhangi bir cennete kim götürecek? Beni yoran ve içimi daraltan bu yaşlı dünyadan başka herhangi bir yere, artık hiçbir şeyin değişmeyeceği herhangi bir yere, sevdiğimden ya da geçmişte sevmiş olduğumdan artık ayrı düşmeyeceğim herhangi bir yere kim götürecek?