"Bir noktada sana söylediğim ya da senin gördüğün bir şey fazla gelecek, biliyorum. Sonra çığlıklar atarak benden kaçacaksın." Gülümsemeye çalıştım ama iyi bir iş çıkaramadım. "Seni durdurmayacağım. Zaten bunun gerçekleşmesini, dolayısıyla güvende olmanı istiyorum. Ama yine de seninle birlikte olmak istiyorum. Bu iki arzunun bir arada olması imkânsız..."
Kendimi hep bir tür yan karakter olarak görürdüm. Rüzgârın hangi yönden estiğine bağlı olarak bir o yana bir bu yana savrulan biri. Anlatılanın akıp gitmesini sağlayan bir araçtan başka bir şey değildim. Her zaman bir nesneydim, birinin uygun gördüğü şekilde kullanılmayı bekleyen bir nesne. Asla hikâyenin öznesi değil. Kendiminkinin bile.