Belki de daha iyi bir baba ya da daha iyi bir insan olsaydı onu memnun etmek için daha çok çabalayan, itaatkâr bir evlat olurdum.
Ancak bize, sanki biz onun malıymışız da insan değilmişiz gibi davranmasından nefret ediyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Babam onu bu kadar az umursarken, annemin onu bu kadar çok umursaması beni öldürüyordu. Annemle vakit geçirmek istemiştim. Ona karşı koyabilmesi için gücümün bir kısmını ona vermek istemiştim ama o durumunu değiştirmek istemiyordu ya da değiştiremiyordu. Bu da beni hem kızdırıyor hem de üzüyordu.
Nefes aldım. İçgüdülerim, yaşadığımı hissetmek için ve hayatın sunduklarını tatmak için insanları kaybetme ve onları hayal kırıklığına uğratma korkumu yenmem gerektiğini söylüyordu. Bana yük olan suçluluk duygusunu hafifletmem gerekiyordu. Korku ve suçluluk kalbimde bir kale inşa etmiş, taşları acı ve ıstırapla döşenmişti. Hayatın içinden geçip gitmenin, karanlıkta gizlenmenin, asla aydınlıkta yaşamamanın daha güvenli olduğunu fısıldamıştı bana.
Nezaketin olayı budur. Dalganın ne kadar büyük olduğunu asla bilemezsiniz. Küçük, özverili bir hareketin onu alan kişi için ne kadar büyük bir fark yaratabileceğini.