Ölçüsüz sevinç de çok şiddetli acı da sadece aynı kişide bulunabilir.Zira her ikisi de karşılıklı olarak birbirine bağımlıdır ve ayrıca ortaklaşa olarak da ruhun neşesine bağlıdır.
İnsan istemeyi aklından geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez,bunlar olmaksızın da tümüyle memnundur;öte yandan yüz kat daha fazlasına sahip bir başkası,istediği şey onda olmadığı için kendini mutsuz hisseder.
Herkes,bu bakımdan da,ulaşabilmesi muhtemel şeylerin ufkuna sahiptir:İstekleri buraya kadar uzanır.
Varlığımızın özünde bulunan,dolayısıyla da devredilemeyen acı bu süre boyunca ızdıraba ilişkin belirli bir dış sebep olmadan yüzlerce noktaya dağılmış vaziyettedir ve şimdi bütünüyle gözden kaçırdığımız şeyler üzerine yüzlerce küçük terslik ve tuhaflık biçiminde ortaya çıkar;zira acı kapasitemiz,başka zaman dağınık halde bulunan bütün ıstırabı tek bir noktada yoğunlaştıran o asıl musibetle dolmuştur.
Fakat çocuklar ve yetişkinler başka türlü olmayacağını açıkça gördüklerinde yetinmeyi çok iyi bilirler:
Animo in pectoribus nostro domito necessiate.
“Gemlemek zorundayız göğsümüzdeki yüreğimizi.”
Zira gerçekte insanın kendi güçlerini kullanmasından ve hissetmesinden başka hiçbir zevk yoktur ve en büyük acı,insanın güce ihtiyaç duyduğunda yokluğunu hissetmesidir.