Yalan oyunu serisinin üçüncü kitabı ve hiç tempo düşürmeyen gizemli sürükleyici bir kitap yine. İnsanı her kitapta şaşırtmayı başaran, tamam kesin bu derken sonuna geldiğinizde yine ters köşe olduğunuz harika bir kitaptı.
Uzun zamandır kaçıyorum, kadın baş karaktere sahip olan eserlerden. Çünkü biliyorum bir başlarsam durduramayacağım kendimi. Ve tahmin ettiğim gibi oldu, Madam Bovary ile zihnime giren zehir, diğer kadın karaktere sahip kitaplar ile vücudumdan artık hiç çıkmayacaktır.
Madam Bovary, dönemin Fransız kadınının hayatındaki kısır döngüsünü anlatıyor. Emma Bovary, kocasında aradığı ve arzuladığı aşkı bulamaz. Kanında kıpırdayan duygular onu başka kişilerle ile maceraya sokar. Aslında onunki biraz özenmektir. Taşrada büyümüş olması sebebiyle, burjuva sınıfın kazandığı, güç onu ışıltılı şehir hayatına çeker,
Yazarın, bu kitabı yazarken bir genç kız gibi düşündüğü öğrendikten sonra, onun ne kadar büyük bir yazar olduğunu anlıyorum. Bunun üstüne realizmden nefret ederek realist bir roman yazması onu daha üst seviyelere çıkarıyor. Empati kurarak, benliğini o gerçekliğe aktarıyor. Nefret sebebi ise kadının ahlaki zayıflığı ve güçsüzlüğüdür. Yazar kadınların toplumda daha güçlü olmasını istiyor.
Kitap edebi olarak başta belirttiğim gibi zehirli, okudukça, her satırda daha çok acıkıyorsunuz. Doymak diye bir şey yok, sebebi şu, eserimiz saf bir Edebiyattan ibarettir. Süslemeler, abartılı olaylar ve karakterler barındırmıyor. İnsan ruhuna hitap ediyor, gerçek Edebiyat her zaman ruha seslenir.
Şu noktaya değinmeden geçemeyeceğim, kitapta bulunan uzun betimlemelere çok sıkıcı diyen okurlar gözüme çarptı. Şöyle ki eğer Balzac okumadıysalar bir okusunlar derim. Balzac eserlerinde upuzun betimlemeler yer alıyor, Flaubert'in betimlemeleri tamamen gerekli olduğu için kaleme alınmıştır. Yazar anı ve atmosferi anlatmak için, okuru kitabın ahengine dahil etmek için o tasvirlere ihtiyaç duyuyor. Ama Balzac'ın lastik gibi uzayan betimlemeleri çoğu zaman yersizdir ve okuru eserden
Dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöllerde insan eseri.