Kendinden şüphe, kendinizi nasıl hissettiğinizin, başkalarının sizin hakkınızda ne hissettiklerine bağlı olduğu düşüncesiyle özdeşleşmekten doğar.
Kendinizden şüphe etmeyi bırakın.
Bu yalnızca sizi, kendilerinden olan kendi şüpheleri için bir şey yapmaktan âciz olanlara daha da bağımlı yapar. Bağımsızlık güvenli olmaktır.
Sıradan ruhsal acı yaşamı boşa harcamaktır. Amacı yoktur, acımasızdır ve hepsinin üstünde, aldatıcıdır. Aldatıcı diyorum çünkü ruhsal acı şu an için yalnızca gerekli değil, aynı zamanda kaçınılmaz “gerçek yaşamın” bir parçası olduğundan emin olduğumuz, gereksiz bir acı. Her gün zihinsel ve duygusal acılarla yıpranmak gerçek yaşamın bir parçası değildir. Sizi aksine ikna etmeye çalışan çığlıkları ne kadar kışkırtıcı olursa olsun, size işkence çektiren hiçbir duygu ya da düşünceyle yaşamak zorunda değilsiniz. Sıra ruhsal acıya gelince, her zaman bir seçenek vardır. Hiçbir şekilde sizi yaşadığınıza pişman edecek bir çaresizlik dalgasına teslim olmanız gerekmez.
Şu an yaşadığınız güçlüğe gösterdiğiniz olumsuz tepkinin verilebilecek tek yanıt olduğunu asla kabul etmeyin. Unutmayın ki onları istemediğinizi ne kadar düşünürseniz, yaşamda karşı koyduğunuz her şey ağırlığını o kadar artırır, bu nedenle kabul edebildiğiniz kadarını kabul edin, kalanını da sakince bırakın.
Başkalarına karşı savunmaya geçmenizi, kendi korkusuz yaşama hakkınıza bir saldırı olarak görmeyi öğrenin. Eğer öyle bir durum olursa, tartışmaya hazırlandığınız kişinin de sizin kadar sıkıntı içinde olduğunu görün.