Kendini gözlem, yalnızca içimizden geçip gitseler bile, kendi duygu ve düşüncelerimize karşı içsel olarak tetikte olmayı öğrenmemizin yoludur. Kendimizi bu yeni yolla gözlemlediğimizde, üstün benliğimiz, doğal olarak, bizi kendi aşağı dünyalarına sürüklemek isteyen rahatsız edici duygu ve düşüncelerin üzerinde egemenlik kurar.
Diğerlerinin sizden daha iyi, daha güçlü ve daha akıllı olduğu yanılsaması -ve beraberinde acı veren kendinden şüphe ve güvensizlik duygusu- bu dünyada başka biri gibi olmak için bulunduğunuz yanlış algısından doğar.
Kısıtlılık yanılsaması -ve beraberinde korku ve düş kırıklığı- bir güçlük anında, elinizde olan tek kaynağın, yapabileceğinizi zaten bildiğinizle kısıtlı olduğu yanlış algısından doğar.
Pişmanlık yanılsaması -ve beraberinde görünürdeki kaçınılmaz keder ve suçluluk duygusu- bazı geçmiş acılı anları yeniden yaşayarak, onları çözüme ulaştıracak güce kavuştuğunuz yanlış algısından doğar.
Cesaretin kırılması yanılsaması -ve beraberinde getirdiği öfke ve suçlama- “başarısızlıklarınızdan” ders almadan, yaşamda başarılı olmanın olası olduğu yanlış algısından doğar.