Tolstoy kendi kitabı için sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir diyor. Okurken kendinizi bir hayat yolculuğunun son durağında buluyorsunuz. İlya İlyiç ölürken hissettiği dayanılmaz acıları, ruhundaki ızdırapları, geçmişe dönük pişmanlıkları, yaşama arzusu, iyileşme ümidini onunla hissedip ölümü hatırlıyorsunuz. O ölürken etrafındaki insanların ölüme olan kayıtsızlığı da bugünden bir sahne gibi hiç yabancı değil.
Doğa hakkında her şeyi bildiğini ve doğanın ayrı bir ruha sahip olmadığını söyleyenler, bir dağın bahar fırtınasında hiç bulunmamışlardır. Toprak ana baharı doğururken, doğum yapan bir kadının yatak çarşaflarını parçalaması gibi dağları parçalayarak işe başlar.