Öğretmenim ve İlk görev yerim Hakkari o sebeple kitap beni oldukça etkiledi. Yazarın 1977 yılında yaşadığı gibi bir öğretmenlik deneyimim olmadı, benimki yazardan 33 yıl sonrasına denk geliyor. Çünkü o sınırda yolların kış mevsiminde altı ay kapalı olduğu bir dönemden bahsediyor. Yine de kendimden çok şey buldum. Kitabı elimden düşüremedim. Kitabın yeri bende hep ayrı olacak.
Yazarın çok farklı bir edebi dili var. Hayal ve gerçek arası bir kitap okudum. Ama çocuklar, insanlar, kentin yabancıları çok tanıdık çok bildikti. Yüce dağların arasında gökyüzüne bu kadar yakın olduğun bir şehirde yazar gibi hayata bakmak için yeni bir pencere açıyorsun.
Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi birşey. Döküyorsun o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan,elinden,üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Macar edebiyatı yazarı Agota Kristof dan üç kitaplık bir seri, yayınevi tek kitap haline getirmiş. Son zamanlarda popülerliği artan bir kitap.
Çarpıcı mı desem sarsıcı mı desem sert bir eser. Okuduktan sonra duvara toslamak gibi bir etki bırakıyor. Beni psikolojik açıdan zorladı ama akıcıydı.Kitapta savaş, intihar,cinayet,sosyal çürüme, aile içi çarpık ilişkiler, şiddet,zorbalık,yalnızlık, yokluk, ayrılık gibi konular işlenmiş. Bana sorarsanız her açıdan +18...
Bilinmeyen bir ülkede, bilinmeyen bir zamanda savaş çıkıyor. İkiz kardeşleri anneler köyde yaşayan anneannelerinin yanına bırakıyor. İkizler savaşta başlarına gelebilecek her türlü kötülüğe karşı huysuz anneannelerine rağmen kendilerini hazırlıyor.
İkinci kitap Kanıt ta ikizlerin adını öğreniyoruz. Lucas ve Claus. İkizler ayrılık kararı alıyor. Lucas savaş olan ülkede kalıyor ve ikinci kitapta onun hayat öyküsünü okuyoruz.
Benim okuduklarım gerçek mi hayal mi ikilemine düşmüşken üçüncü kitapta her şey çözülüyor. Kilitli bir sandık varmış, açıp içindekileri çıkarmışız gibi...