"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete.."
İşte kitabın bu başlangıç cümleleri Fransız İhtilali'nin öncesi ve sonrası dönemi için bir özet niteliğindedir.
Daha ilk cümlesiyle sizi bağlayan; tasvirleri, tanımlamaları ve olay örgüsü ile de dolu dizgin bir atmosfer içinde kendini okutan muhteşem bir dönem romanı..
Aslında muhteşem dediğime bakmayın! Muhteşem olan konunun işlenişi ve anlatımı, içinde anlatılanlar değil.. Dönemin en'lerini; en karanlık, en vahşi ve en adaletsiz tarafını Paris ve Londra şehiri ekseninde anlatmaktadır..
Adaletsiz bir düzende adalet, yine başka çok büyük bir adaletsizlikle sağlanacaktır.. Öldürenler artık öldürülenler olmuştu..
Tarihi kurgu şeklinde, Fransız İhtilali üzerine yazılmış olan bu eseri okumanızı tavsiye ederim