..etrafındaki insanlardan kötü davranışlar beklemeye programlanmıştı..Bu yüzden adeta vücudunu duygusal bir zırhla donatmıştı. Kimsenin ona yaklaşmasına, yakınlaşmasına izin vermiyordu. Fakat bu zırh onu koruyacağına kendi bedeni içerisinde hapsetmisti.
Fiziksel ve sözel taciz arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydın dayak yemeyi tercih ederdim. En azından dayağın izleri belli olurdu, insanlar bana acırdı. Yediğim hakaretler sadece beni çıldırtmakla kalıyor. Yaraları görünmüyor.
Her ne kadar çocuklar, " bana acı vermek istemediler" ya da "ellerinden bu kadar geliyordu", tarzı mazeretler üretse de, bu anne babaların çocuklarına karşı olan sorumluluklarını yerine getirmedikleri gerçeğini değiştirmez.
Inkar ederek yaşanılan rahatlama maalesef geçicidir ve pahalıya patlar. Inkar etmeye devam ettiğimiz sürece hayatımızdaki stres gittikçe artar. Eninde sonunda bize baskı uygulayan bu aşırı stres, sinirsel bir patlamaya yol açacaktır.