“Her halükârda, beni gerçekten neyin ilgilendirdiğinden emin olmayabilirdim ama neyin ilgilendirmediğinden kesinlikle eminimdim. Ve tam da onun söyledikleri, beni ilgilendirmiyordu.”
“Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.”
…Önce beni sessiz, içe kapanık biri olarak anlattıklarını söyledi, bu konuda benim ne düşündüğümü öğrenmek istedi.” Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Ben de sustum,” diye karşılık verdim.