Kısacık bir hikaye nasıl da derin etkiledi öyle…
Şöyle ki buradaki karakter Akakiy Akakiyeviç Kürk Mantolu Madonna kitabındaki Raif Efendi ile ne kadar benzerdi değil mi? Böyle sessiz sakin yaşayan varlığı ile yokluğu belli olmayan sadece yapılması gereken işi layıkıyla yapan bir memur.
Tabi Akakiy Akakiyeviç Raif Efendi’den daha mahsun geldi bana Rus Edebiyatından çıkan bir karakter olması sebebiyle yoksulluğu onlardan iyi işleyen yok. Tabi Gogol’un harika kaleminin etkisi yadsınamaz. Yazarın şu cümlesi gerçekten çok acıydı. “Hiç kimsenin arka çıkmadığı, hiç kimsenin değer vermediği, hatta sıradan bir sineği toplu iğnenin ucuna geçirip mikroskopta incelemekten kaçınmayan bir doğabilimcisinin bile dikkatini çekmeyen, kalemdekilerin alaylarına sabırla katlanan, son günlerinde de olsa zavallı yaşamını bir anlığına canlandıran palto kılığındaki parlak bir konuğun, hayatında bir an görünüp kaybolduğu Akakiy Akakiyeviç, hükümdarların ve dünyaya egemen olanların bile üzerine çöken o felakete uğrayan bir canlı yok olmuş, hiçbir olağanüstü iş görmeden yitip gitmişti.”
Bu kitap favorilerimde alınacak listesinde bekliyordu ne zamandır. Bu hafta Pendik’te bir sahafa uğrayınca gördüm rafta. Elime aldım ikinci el alıp almama konusunda kendimle bocaladım ama elimin altında böyle bir kitap varken de bırakamadım. Velhasıl kitabı satın aldım okudum yolda yürürken daldım sözlerine alıntı yapıp alıntılar üzerine yazmasına bayıldım. Sevgili dost diye size seslenmesi o kadar güzeldi ki beni sıkı sıkı sardı. Kelimeleri ruhuma nokta atışı yaptı. Saplandı oklar bedenime sorgulattı, ağlattı, ölmeden yaşamayı, bölüşmeyi, sevmenin nasıl olması gerektiğini o tatlı üslubuyla anlattı. Şu an bu kitabı okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum fakat bu kitabı kitaplığıma koymayacağım yeni bir kitap alacağım ve tekrar okuyacağım. Çünkü bazı gerçekler birkaç kez okunmalı kendini sorgulamalı insan. Kitabın kapak yazısında yazdığı gibi insan olmak için insan kalmak için insan olarak bilinmek için insan okumalı.