İnsanın kendine ait bir tek sözü, bir tek düşüncesi olmadan yaşaması; insanca olan her şeye sağır olması; gereksiz, anlamsız, önünde yokmuşum gibi konuşması; sadece ezberinde olan şeyleri tekrarlamaya mecbur olması ne korkunç bir şeymiş.
Acı da, insan da, bugünkü gün de uykulu, parıltılı bir vurdumduymazlık içinde sürüp gider. Tıpkı deniz gibi. İçinde durmadan meydana gelen sayısız ölümlere acımaz deniz.
Bizim için başlı başına belirli bir önemi olan, sadece kendi ihtiyacımızı karşılayan bir sözcüğün, başka birinde nasıl bir çağrışım yaptığını hiçbir vakit bilemeyiz.