Bir ihtiyarın kırışık yüzünden parlayan tek bir damla gözyaşı, genç bir adamın gözkapaklarından dökülen bütün yaşlardan daha dokunaklıdır, çünkü bu gözyaşı yıpranmış bir yürekten gelir. Gençlik gözyaşları bir çiçeğe düşmüş çiy damlalarıyken, onların kalplerinden taşan damlalarken; bu tek damla gözyaşı, kışın yaklaşmasıyla esen rüzgarın savurduğu bir kuru yaprak gibidir.
Güzelliği onun altın sarısı saçlarında değil, onları sarmalayan erdem ve saflık halesindeydi; onun iri gözlerinde değil, o gözlerden yansıyan ışıktaydı; onun lal dudaklarında değil, sözlerinin tatlılığındaydı; onun fildişi boynunda değil, alnının hafif kavisindeydi. Dikkatimi çeken onun mükemmel fiziği değil, yer ve sonsuz gökler arasında beyaz bir meşale gibi ışıyan ve dalga dalga yanan ruh asaletiydi.