Hasret Canga

Hasret Canga
@Edebiyathizm065
Görmeye cesareti olan kalplerin, gözlerinde esaret yoktur. Bana cehaletin sözlüğünü sorsalar, kitapsızlığın gözlüğü derdim...
Darağacında üç fidan
Puan vermedi·222 syf.··
2025 38. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 15:06
Darağacında Üç Fidan – Nihat Behram Bu kitap, bir dönemin en ağır yükünü sırtında taşıyan üç gencin hikâyesini anlatıyor: Deniz, Yusuf ve Hüseyin. Onların adı sadece bir siyasi davayla değil, cesaret, inanç ve direnişle anılıyor. Nihat Behram’ın dili öyle yalın ki; sayfaları okudukça sadece olayları öğrenmiyor, o günlerin atmosferini de hissediyorsun. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, darağacına yürüyen üç fidanın korkudan çok inançla dolu oluşu. İnsan ister istemez soruyor kendine: “Ben olsaydım bu kadar genç yaşta bu denli dik durabilir miydim?” Benim için bu kitap sadece bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda bir vicdan muhasebesi oldu. Çünkü onların verdiği mücadele, aslında hâlâ süren bir adalet arayışının parçası gibi. Sayfaları kapattığında, içinden şu cümle dökülüyor: Bazı hayatlar çok kısa sürer ama yıllara meydan okuyacak kadar derin iz bırakır. “Darağacında Üç Fidan”ı okurken sadece üç gencin hikâyesine değil, aynı zamanda kendi cesaretine, kendi doğrularına da bakıyorsun. Bu yüzden benim için unutulmaz bir kitap oldu. İyi okumalar dilerim
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Küçük Prens
Puan vermedi·112 syf.··
2025 16. kitabı
Küçük Prens’i okurken bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. Altını çizdiğim cümleler sanki bana özel yazılmış gibiydi. “Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım.” cümlesi mesela… Bence bu, beklentinin ve özlemin ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor. İnsan küçük şeylerden mutlu olmayı çoğu zaman unutuyor. Kitapta sık sık karşımıza çıkan bir cümle var: “Büyükler çok garip.” Gerçekten de büyüklerin dünyası çoğu zaman anlam veremediğimiz şeylerle dolu. Küçük Prens bunu çok sade ama çok etkili bir şekilde anlatıyor. “Büyükler sayılara bayılırlar. Yeni bir arkadaş edindiniz diyelim ki: onun hakkında asıl sormaları gereken soruları hiç sormazlar size.” cümlesi bunun en güzel örneği. İnsan ruhunu, kalbini merak etmek yerine hep dışarıdan görünen şeylere odaklanıyorlar. Ama en çok etkilendiğim satır “İşte sana bir sır, çok basit bir şey: İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.” oldu. Bence kitabın özeti bu cümlede saklı. Hayata sadece gözle bakarsak çok şey eksik kalıyor. Kitapta “İnsan günbatımını çok hüzünlü olduğunda seviyor” deniyor. Ben de düşündüm, gerçekten öyle… Bazen doğa, bizim hislerimizi sessizce anlatıyor. Küçük Prens’in yolculuğunda tanıştığı insanlar da aslında bizim dünyamızdan izler taşıyor. Kendini beğenmiş adam, yalnızca övgü duymak isteyenleri hatırlatıyor. İnsanların neyin peşinde olduklarını bilmeden oradan oraya koşuşturması ise bugünün telaşlı hayatını anlatıyor. “Boşuna bir uğraş” dediğinde ister istemez kendimizi sorguluyoruz. Bir diğer güçlü cümle de “İnsan evcilleştirilmeyi kabul etti mi, biraz gözyaşını da göze almalı…” oldu. İlişkilerin sorumluluk, bağlılık ve bazen de acı getirdiğini çok yalın bir şekilde anlatıyor. Ve bana en çok dokunanlardan biri:
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,1bin okunma