Darağacında Üç Fidan – Nihat Behram
Bu kitap, bir dönemin en ağır yükünü sırtında taşıyan üç gencin hikâyesini anlatıyor: Deniz, Yusuf ve Hüseyin. Onların adı sadece bir siyasi davayla değil, cesaret, inanç ve direnişle anılıyor. Nihat Behram’ın dili öyle yalın ki; sayfaları okudukça sadece olayları öğrenmiyor, o günlerin atmosferini de hissediyorsun.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, darağacına yürüyen üç fidanın korkudan çok inançla dolu oluşu. İnsan ister istemez soruyor kendine: “Ben olsaydım bu kadar genç yaşta bu denli dik durabilir miydim?”
Benim için bu kitap sadece bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda bir vicdan muhasebesi oldu. Çünkü onların verdiği mücadele, aslında hâlâ süren bir adalet arayışının parçası gibi. Sayfaları kapattığında, içinden şu cümle dökülüyor: Bazı hayatlar çok kısa sürer ama yıllara meydan okuyacak kadar derin iz bırakır.
“Darağacında Üç Fidan”ı okurken sadece üç gencin hikâyesine değil, aynı zamanda kendi cesaretine, kendi doğrularına da bakıyorsun. Bu yüzden benim için unutulmaz bir kitap oldu.
İyi okumalar dilerim