Rind, eski zamanın bilge kişisidir. Etrafa önem vermeksizin keyfince yaşayan, yarı filozof, yarı derviş, hoşgörücü, medeni cesareti olan, telaşsız ve kaygısız insan örneğidir. Rind, hayatın boşluğunu derinden hisseden, fakat yine de sükunetini bozmamaya çalışan, hiçlik duygusuna zevk ve neşe ile karşı koyan insandır. (Mehmet Kaplan)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bana göre elbet, şiirdeki bu imtidad, değişerek devam etmek veya devam ederek değişmek üzerine inşa edilmiş olan soykütüğü geleneksel olanı modern olanla bir aradalık içinde geleceği taşıyarak şairlerle devam edecektir.
1800’lerden başlayarak bu devamlılık sona erer: Osmanlı Türk toplumu batılılaşmakta; bir medeniyetten ötekine geçilmektedir. Ve bu geçişin getirdiği ikilik, yine Tanpınar’ın deyişiyle, “Evvela umumi hayatta başlamış, sonra cemiyetimizi zihniyet itibari ile ikiye ayırmış, nihayet ameliyesini derinleştirerek ve değişerek, fert olarak da içimize yerleştirmiştir.”Tanpınar, bu ikiliği bir mektubunda da “çift maksatlı yaşamak” diye nitelendirir.
Tanpınar Medeniyet Değiştirmesi ve İç İnsan adlı makalesinde şöyle diyor:” selçuklular devrinde Anadolu kapılarını zorlayan insanlar, yeni vatanını benimseyen ilk kurucu nesiller, Osmanlı Fatihleri, bütün siyasi düzensizliklerine rağmen , bize Itrî’nin dehası ve Nailî’nin dilini veren, zevkimizim o tam inkişaf ve istikrar devri 17. asır sonunun insanı, elbette birbirinden çok farklıydılar. Fakat aynı zamanda birbirlerinin devamıydılarda. Vani Efendi‘de Zembilli Ali Efendi, Zembilli Ali Efendi‘de ilk İstanbul kadısı Hızır Bey, Bursalı İsmail Hakkı’da Aziz Mahmud Hüdayi, Hüdayi’de Üftade, Üftade de Hacı Bayram, onda Yunus Emre, Yunus’ta Mevlânâ, aynı ocağın ateşi ile devam ediyordu. “