"Milena'ya Mektuplar" adlı başlığı görünce "Herhalde hikayenin ismi öyledir" diye düşünmüştüm. Sadece mektuplardan oluşan bir kitabının dünya klasiklerine gireceğini hiç düşünmemiştim. Kafka hakkında da neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Tamamen fantastik ve korku edebiyatı okuyan ben, romantizm konulu şeyler yazanlara yabancıydım. Tek bildiğim kızların Kafka'nın eserlerini baya bir seviyor olduğuydu.
Kitabı okumaya başlayınca tamamen Milena'ya yazılan mektuplardan oluştuğunu görünce hayal kırıklığına uğradığımı anlamışsınızdır herhalde. Çok fazla sıkılmıştım, iki kişinin arasındaki aşkı bitmek bilmeyen benzetmelerle, betimlemelerle ve iltifat cümleleriyle okumak beni baya bir bezdirmişti. Hatta sonlara yaklaştıkça "Sanırım bu kitabı hiçbir zaman bitiremeyeceğim" diye bile düşünmüştüm. Allah'tan sonlarda biraz dram falan oluyor, olaylar gelişiyor okurken zevk alıyorsunuz. Başı ve ortası çok sıkıcıydı, son 50 sayfası ise nispeten daha sürükleyici ve iyiydi.
Eğer ki benim gibi saf mektuplardan oluşan ve her sayfada dünya görüşlerini uzun uzadıya anlatan eserleri sevmiyorsanız önermem, ama romantizm içeren en ufak bir şeyi seviyorsanız eğer bu kitaptan baya bir mutlu ayrılırsınız. Romantizm dışında başka bir şey yok çünkü.