Küçükken oyununu görmüştüm. Kötü bilgisayarımda kasarak açılabiliyordu. Lakin oyunun başlarında sıkılmış ve içime bir daraltı gelmişti. Oyunun atmosferi çok ciddi duruyordu. O yaşlarda korku oyunları bitirmiş olan ben bile oyunun bu atmosferine katlanamayıp başlarda bırakmıştım. Seneler sonrasında abim kitabını aldı ve eve getirdi. İlk bakışmamız pek iyi değildi. "Oha 600 sayfalık kitap!" demiştim :D Çok üşenmiştim ve oyununu da hatırlayınca kitabın ne kadar çok detay barındırabileceğini düşünüp okumamıştım.
Aradan bir kaç sene daha geçti ve abim evlenip evimizden bazı kitapları peşinde götürdü. Metro'da bu kitaplardan biriydi. Bir şeyin varlığı sizde olmadığı zaman anlaşılır. Metro'da evimden gittiği andan beri aklımda olan ve okumak istediğim bir kitap haline gelmişti. Abime yazıp yazın bize geleceği vakit kitabı getirmesini istedim. O da kırmayıp Metro'yla beraber aklımda ne kadar kitap kaldıysa hepsini geri getirdi. Böylelikle okumaya başladım Metro'yu.
Kitap 20 bölümden oluşuyor. Her bir bölüme bir gün ayırsam totalde 20 güne bitiririm diye düşündüm. Lakin düşüncelerim hatalı çıkacak olacak ki kitabı bitirmem bir buçuk ayımı aldı. Üniversite'deki vizelerim, spor hayatım ve geçirdiğim kötü ilişkiden dolayı kitabı bir bıraktım bir tekrar başladım. Hayatımla beraber devam eden bir öykü olduğu için, cidden yeri bende ayrı olan bir kitap oldu.
Korktuğumuz senaryo başımıza geldiği bir evrende geçiyor Metro. Bütün ülkeler elindeki son atom bombasına kalıncaya kadar kullanmış, neticede yaşamın imkansızlaştığı bir dünya kalmıştır. Savaş sırasında içlerinden bazı şanslı kişiler metrolara sığınmış, radyasyonun yıkıcı etkisinden böylece korunmaya çalışmışlardır. Ana karakterimiz Artyom, canavarlaşmış insanların istasyonlarına devamlı olan saldırıları sonucu yardım istemek