Gondolin'in Düşüşü Tolkien'in diğer hikayelerine nazaran yayınlamayıp not olarak sakladığı seridir. Oğlu tarafından hazırlanıp ve derlenip piyasa sürülen Gondolinin Düşüşü, beni bazı yerlerde tatmin etmiş, bazı yerlerde de sıkmıştı.
Tuor adlı bir insanın Tanrı Ulmo tarafından elçi olarak seçilip Gondolin adlı bir elf kentine yollanması anlatılıyor. Morgoth'un egemenliğinde olan dünyada insanlar ve elfler işkence edilerek öldürülmektedir. Tuor'un amacı saklı Gondolin kentini bulup, tekrardan insanlar ve elflerin birleşip Morgoth'a karşı savaşa girmeleridir. Aksi taktirde Morgoth daha da güçlenecek ve tüm Arda'nın hakimi olacaktır.
Kitaptaki soy ağacı olsun, hikaye olsun ve coğrafi betimlemeler olsun gayet güzeldi. Hikayenin geçirdiği evrimi de biz okuyuculara sunması güzeldi ama bu yöntem benim pek sevdiğim şey değil maalesef. Ben birden fazla hikaye okumaktansa tek bir hikayeyi okumayı tercih ederim. Ondan yer yer sıkıldığım oldu.
Kitabın başı biraz sıkıcı başlasa da ortalara doğru kendinizi kaptırmaya başlıyorsunuz. Morgoth'un Gondolin Kentine olan amansız baskını, hanedanlara mensup elf savaşçıların kudretli dövüşleri, Gondolin'den kaçış, bu gibi sahnelerde oldukça eğlenmiştim. Her bir ana karakteri çok sevsem de Turgon ve onun kız kardeşi Aredhel'den oldukça nefret ettiğimi söylemem lazım. Aredhel Gondolin'den çıkmak istiyor, Turgon izin vermeyince de "Ya Banane Gidicem İşte!" Diyor. Turgon izin verip yanına elf savaşçılarını koyunca da "Ya istemiyorum işte!" Diyor. Ormanda bir kara elf tarafından kaçırılıp himayesi altına alınınca da "Ya ben eve dönmek istiyorum işte!" Diyor. Kocası da "Bak kızım abudik gubudik hayaller kurma benimsin kendi rızanla ormanlarıma geldin hem sen istememiş miydin oradan ayrılmak" diyince de "Ya banane gidicem işte!" Diyor. Çocuğunu