Hira

Süleyman Numan hastalığa isim koymanın, hastalığı ve hastayı anlamak demek olmadığını kafalarına yerleştirmek istiyordu. Basmakalıp teşhis koymanın, sıradan bir ismin arkasına saklanmanın gençleri araştırmaktan ve öğrenmekten uzaklaştırıcı bir uygulama olduğunu düşünüyordu. Doktorluğu bir dizi hastalığı öğrenmek ve kullanılacak ilaçları ezberlemekten ibaret olarak düşünme hatasından uzaklaştırma çabasındaydı. Süleyman Numan'ın hasta başındaki tartışmaları çok yararlıydı. Kendisi söyleyip anlatmaktan hoşlanmaz, öğrencinin görüp anlaması için uğraşırdı. Sürekli sorular sorar, sorularla öğrenciyi düşünmeye ve araştırmaya yönlendirirdi. Bazen bir tartışmayı olduğu yerde keser ve "Düşününüz, okuyunuz, yarın yine sorarım" der, bırakırdı. Böylece düşünmeye ve okumaya zorlardı. "Tıbbın vazifesi düşünen hekim yaratmaktır" sözünü sever, sık sık tekrarlardı. (...) Gençlerin hekimlik ve insanlık terbiyelerine çok önem verir, çok titiz davranırdı.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Süleyman Numan'ım viziteye girmeden evvel ve viziteden sonra asistanlarıyla yaptığı münakaşaları cidden nefisti. Yeni ve güzel fikirler verir, çalışma yollarını gösterir, asistanın yaptığı küçük büyük her ışın hakkını verir, teşvik eder ve bunu diğer asistanlarla öğrencilerin önünde yapmaktan zevk alırdı. Derslerinde Türk âlimlerini anmaya önem verir, asistanlarının yaptığı bir muayeneyi, bulduğu bir şeyi mutlaka onun ismiyle anar ve bir yolunu bulup birçok şeyi asistanlarının kendisinden iyi bildiklerini söylerdi. Zekileri çok sever, fakat çalışkanları daha çok takdir eder ve çalışkanlığı zekâdan üstün tutardı. Süleyman Numan Bey hastayı gayet detaylı ve metodik muayene eder, çok titiz davranırdı. Asistanın perküsyon için parmaklarını nasıl tutacağıyla, stetoskobu hastayı rahatsız etmeden nasıl tutmak gerektiğiyle uzun uzun uğraşırdı. Muayenede hastayı incitmemeye dikkat eder, hastanın rahatsız bir vaziyetini görse hemen kendisini düzelterek asistanlara örnek olurdu. Gülhane'de çok iyi bir hasta bakımı vardı. Süleyman Numan Bey, bir hastanın yüzünün silinmemiş, ağzının temizlenmemiş veya yatağının biraz kirlenmiş olmasına tahammül edemezdi. Hastalara daima ümit verir, morallerini yükseltirdi. Hasta dalgın, hatta can çekişiyor bile olsa, yanında durumunun ağır olduğunu ima eden bir söz söylenmesine müsaade etmezdi.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Sonra ben, şimdiki ben yani, başımdan geçenleri temize çekerken, her işte sahiden bir hayır olduğuna inandım. Olanda ve olacak olanda. Olmayanda ve ne yaparsak yapalım zinhar vuku bulmayacakta. Bu kadim hakikate itimat etmek, içimi tüm pencereleri sabah serinliğine açılmış salon perdeleri gibi havalandırdı. Hayatımın kalanında kafamı serin, kalbimi temiz tutmakta karar kıldım
Sayfa 304·Kitabı okudu
Askerî Tıbbiye 1. Sınıf
Fizik dersinin Esat Fevzi Bey ismindeki asistanı çok araştırmacıydı. Röntgen'in 1895'te röntgen ışınlarını keşfinden bir yıl sonra, Hikmethane'de bulunan Croox boruları ve ele geçirdiği ilkel aletlerle bir röntgen cihazı yapmayı başarmıştı. Alet Osmanlı-Yunan Harbi'nde Teselya'dan İstanbul'a gönderilen yaralıların kırıklarını görüntülemekte başarılı olmuştu.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Ezan
Maîşet kayd-ı can-fersâsının mahkûmu, bîzârı, Bütün bîçâreler gündüz bu yâd-ı merhametkârı. Duyar sermest olur görmuş kadar ferdâ-yı Dîdar'ı! O neşveyle, yorulmak şöyle dursun, en ağır bârı, Sürükler görmeden, göstermeden yılgınlık âsârı.
Sayfa 101·Kitabı okuyor