Mütemadiyen tekrarlanan taklit olayı bizde, içinde yaşadığımız halin alışkanlığını doğu ruyor. Alışkanlık sayesinde hâdiselerin bize batan keskin ucu, tekrarlarla sanki yıpranıyor. Ne ızdıraplar, bize ilk geldikleri anın dehşetini devamlı yaşatıyor ne de sevinçler devamlı olarak aynı hazzı, aynı saadeti bize sunuyorlar.
Kötülük yapmamak, namuslu adam olmak için yeterli değildir. Bunun için, sakınılması lazım gelenlerden ziyade yapılacak işler vardır. Namusumuz hareketsizliğimizde değil, bilākis bir takım hareketlerimizde, hattâ bütün hareketlerimizde ve her şeyden önce hareket prensibimizde, davranış tarzımızda aranmalıdır.
Bütün hayat kuvvetlerini bir idealin gerçekleşmesine hasretmekten, yani bedeni ruha hizmetkâr yapmaktan korkan hasis insan, ancak bedeninin ölçüsünde eser elde edebilir.