Kazım Çeçen artık ilmin ve fennin tadını almış; bunun iman ile birlikte nasıl bir ahenkli bütün teşkil ettiğini idrak etmiş; ve bu idrakin de insanı nasıl mutlu, huzurlu ve verimli kılmakta olduğunu nefsinde yaşamağa başlamıştır.
"...Allah'ı kalbimizde taşıdığımızı söylüyorsak kalbimizi taşıdığımız her yere O'nu da taşımalı değil miyiz? Nihayetinde O bizim kötülüğümüzü istemiyor; hatta 'kötülük içinde olmayın!' diyor. O hâlde yalnız kalınca hatırladığımız ve itaat ettiğimiz bir tanrıyı, mesai yaparken unutmalı mıyız?"
Birilerine hâkimiyet sağlamanın en kestirme yolu onları medeniyetlerinden koparıp kimliksizleştirmektir. Kitaplarını, tarihlerini, sanatlarını, gelenek ve geçmişlerini ellerinden alırsanız size muhtaç hâle gelirler.