Başını çevirip nefesini Judith’in kulak kıvrımlarına doğru bırakıyor; gücünü, sağlığını, her şeyini, bu nefesle ona veriyor. Sen kalıyorsun, diye fısıldıyor, ben gidiyorum. Bu sözcükleri kardeşine iletiyor: Hayatımı san vermek istiyorum. Al, senin olsun sana veriyorum.
Birlikte yaşamaları mümkün değil: Bunu Hamnet de görüyor, Judith de. İksine de yetecek kadar hayat, hava, kan, yok. Belki de hep böyleydi. Birinden biri yaşayacaksa, bu Judith olmalı. Hamnet öyle istiyor. Yorganı iki eliyle sımsıkı yutuyor. Hamnet öyle buyuruyor. Öyle olacak.
Omzunun üstünden kapının yanındaki karanlık tünele bakıyor. Dipsiz, yumuşacık, mutlak bir karanlık. Arkana dön, diyor ölüme. Gözünü kapa. Bir saniyecik.