Ernest Miller Hemingway, 20.yüzyılın en önemli isimlerinden biri. Yaşlı Adam ve Deniz, Silahlara Veda, Çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı eserleri ile adını duyuran, yalın anlatımı ile harikalar yaratan Hemingway’i yazarlık dışında birçok kimlikle görmek mümkün. Mesela kendisi harika bir aşçı, avcı, asker, ajan, boksör ve gazeteci. Anlayacağınız hayatını özgür ruhu ile dopdolu yaşamış biri Hemingway.
Ernest Hemingway’i okuduğum bir makalede tanımıştım. Bu makalede kenara not ettiğim bir sözü vardı, şöyle diyordu: “Nerede olursan ol, kendi iç dünyana sığınmak zorundasın.” Bu sözü ile tanıştığım yazarın kalemini de seveceğimi biliyordum. Kitap listemde, almaya fırsat bulamadığım ve geçenlerde kavuştuğum bir kitap olan Yaşlı Adam ve Deniz elime geçer geçmez bitti. Bu yazımda da sizlerin listesine bu kitabı eklemeye geldim.
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi bu kitabı elinize aldığınızda kendinizi bir denizin ortasında yaşlı bir adam olarak bulmanız mümkün. Okuduğum kitaplarda bazen en önlerden hayranlıkla izleyen bir seyirciyimdir, bazen de kitapta bulunan bir karakteri çevremden biriymişçesine hayatımın içine alan biriyimdir. Karakterlerde kendimden bir parça bulduğum oldu fakat hiçbir zaman karakterin yerine kendimi koymamıştım. Yaşlı Adam ve Deniz adlı eserde de yazarın anlatımı beni denizin ortasında ihtiyar bir balıkçı yaptı. Hemingway yalın bir anlatımla bizleri yoğun duygular içerisine alıp umutların, yenilgilerin ve zaferlerin hayatımızdaki yerlerini sorgulatıyor. Hemingway insana insanlık dersi veriyor bu kitabında. Azim ve umut duygularını su yüzüne çıkartıyor satırlarında. Üstelik bunları o kadar sade ve akıcı bir dille “latıyor ki bir solukta hayatınıza güzel şeyler katmış oluyorsunuz.
1930’larda Hemingway denize ve balıkçılığa sevdalanıyor. Küba’da Pillar ismini