Eh, birincisi, akıl hâkim diye aptallık ortadan kalkmıyor. Aydınlanma'nın büyük vaadi, insanlara neyin doğru olduğunu söylerseniz onu yapacaklarıydı; kötülük cehaletten kaynaklanıyordu. Ama aptallık, sandıklarından çok daha inatçı çıktı. Gayrisafi yurtiçi hasılayı artırmakla yoksulluk ortadan kalkmıyor. Yeterince şeye sahip olmadığını hisseden milyonerler ve milyarderler var, ki yoksulluğun asıl tanımı da budur, yeterince şeye sahip olmadığın hissi. Ne yazık ki bu his her gelir düzeyinde varlığını sürdürüyor. İnsanların birbirlerine şiddet uygulaması ve kötücül olması konusunda da son sözü savaşlara bakarak söyleyemeyiz. İnsanlar birbirlerini taşlı sopalı öldürmüyorlarsa da kötülükler ve şiddet devam ediyor.
Mükemmeliyetçiliğin korkutucu bir tarafı var. Vaat edilen şey cennet, gerçekler ise trafik sıkışıklığı, kayıp anahtarlar, mutsuz ilişkiler ve vasat bir iş olunca sinirleniyoruz. Hak ettiklerimizi alamamış olduğumuz hissi, dönüp yine bizi öfkelendiriyor. Çağımızın tehlikesi işte bu. Hayatın mükemmel olması gerektiğine ve tüm sorunları çözebileceğimize inanınca diğer şeyleri takdir etmeyi bırakıyoruz.