Münferit

Münferit
Ben biliyordum hastalığımı. Adı bile vardı. Belki tıp kitaplarında değil, ama edebiyat ve felsefe kitaplarında rastlanıyordu ismine: Yaşama hastalığı... Bir çeşit alerji. Oksijene.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Mutsuzluğu o kadar çok kokuyor ve gürültü çıkarıyordu ki, ölmesini istedim...
O kadar istemiştim ki zihnimi parçalamayı, daha önceleri çok zor vazgeçebileceğimi sandığım insanî zayıflıklarımdan, eski derisinden kurtulan bir bukalemun gibi kopuyordum.
İnsanın en büyük hatası kendini seyretmemesidir. O kadar çok ilgilenir ki dekorla! Tanıyamaz bir türlü başaktörü. Sadece gözleriyle yolculuk edebilen bir insanın kendine tapması kaçınılmazdır. Sadece fark edebilsin yeter. Gerisi gelir.
Neyse, daha önemli işlerim var benim... Yok etmem gereken bir dünya ve bir zihin var.