O her zaman kafasındaki düşüncelerle gizli bir yaşam sürmüş olduğunu anımsadı. Bu düşünceleri paylaşabilecek ve onu anlayabilecek yetenekte ne bir kadın ne de bir erkek bulamamıştı. Denediği zamanlar olmuştu, ama yalnızca dinleyenlerin kafası karışmıştı.
Bütün yaşamında sevginin açlığını çekmişti; doğası sevgiye özlem doluydu; bu onun yaratılışının gereği idi. Yine de onsuz yaşamış ve giderek kalbini katılaştırmıştı. Sevgiye gereksinmesi olduğunu bilmemişti, bunu şimdi de bilmiyordu. O yalnızca sevgi yaşanırken görmüş,heyecanla ürpermiş ve onun iyi, yüce harika bir şey olduğunu düşünmüştü.
Burada, onun için yaşamaya, onu kazanmaya, onun için dövüşmeye ve onun için ölmeye değer bir şey vardı. Kitaplar gerçekti ve dünyada böyle kadınlar da vardı.