Yabancısıyım Bu Şehrin(İstanbul Üzerine)
Uzun seferlerin uzadıkça kısalan yollarını bölen
şerit çizgilerinde buluyorum bu sefer kendimi
Dışımda bir nubihar havası
içimde dört mevsimin kargaşası
başucumda düşüncelerim,kaybettiklerim
ve bir iki parça vefasızlık kokan bekleyişlerimle dolu bir sırt çantası
Metropol şehrin geleceği meçhul yolculuğunda...
Yaşayanların yabancısı olduğu şehrin yabancısı olmak sırıtmıyordu,
şehrin göbeğinde varlığını devam ettiren yeşil ağaçlar kadar.
Yaşayanlar yaşama bedellerini önceden tahsis ettiklerinden
her anını dolu dolu geçirmek durumundaydı...
Tanıyor gibiydim sanki
bütün yüzleri simaları...
Mesela şu az ötede kulaklık takıp kafa sallayan
gözünün önünde işlenen zulümlerden ve arkasında
zannettiği ölümden bihaber kahkaha atanlar tanıdıktı mesala.Bana dokunmayan bin değil onbin sene yaşasın diyen bu kişiler
İbrahim ateşe atılırken onu yalnız bırakanlar değil miydi ?
Peki ya şu metroda gördüklerim.Hayatın gerçekliklerinden
gayesinden uzak bir daha mı dünyaya gelecez
sorusuyla nereden geldik nereye gidiyoruz sorularını
nefislerine unutturmaya çalışanlar onlarıda tanıyor gibiyim.
Evet evet şunlar İsa çarmıha gerilirken izleyenler değil mi ?
Hayır ama neden onlar gibi bakıyorlar...
Ve en çokta şu cuma çıkışında gördüklerime
aşinayım sanki
Hatta isimlerini dahi hatırlar gibiyim...
Yusufun kardeşleri gibi konuşuyorlar kendi aralarında.
Değilse neden onlar gibi giyinmişler...