Abdulbasit Barış

Abdulbasit Barış
@Efendii
Din Kültür Öğretmeni
İstanbul üzerine
Yabancısıyım Bu Şehrin Uzun seferlerin uzadıkça kısalan yollarını bölen şerit çizgilerinde buluyorum  bu sefer kendimi Dışımda bir nubihar havası içimde dört mevsimin kargaşası başucumda düşüncelerim,kaybettiklerim ve bir iki parça vefasızlık kokan bekleyişlerimle dolu bir sırt çantası Metropol şehrin geleceği meçhul yolculuğunda... Yaşayanların yabancısı olduğu şehrin yabancısı olmak sırıtmıyordu, şehrin göbeğinde varlığını devam ettiren yeşil ağaçlar kadar. Yaşayanlar yaşama bedellerini önceden tahsis ettiklerinden her anını dolu dolu geçirmek durumundaydı. Tanıyor gibiydim sanki bütün yüzleri simaları... Mesela şu az ötede kulaklık takıp kafa sallayıp gözünün önünde işlenen zulümlerden ve arkasında zannettiği ölümden bihaber kahkaha atanlar tanıdıktı mesela.Bana dokunmayan bin değil onbin sene yaşasın diyen bu kişiler İbrahim ateşe atılırken onu yalnız bırakanlar değil miydi ? Peki ya şu metroda gördüklerim.Hayatın gerçekliklerinden gayesinden uzak bir dahamı dünyaya gelecez dünyaya sorusuyla nereden geldik nereye gidiyoruz sorularını nefislerine unutturmaya çalışanlar onlarıda tanıyor gibiyim. Evet evet şunlar İsa çarmıha gerilirken izleyenler değil mi ?Hayır ama neden onlar gibi bakıyorlar... Ve en çokta şu cuma çıkışında gördüklerime aşinayım sanki Hatta isimlerini dahi hatırlar gibiyim...Yusufun kardeşleri gibi konuşuyorlar kendi aralarında.Değilse neden onlar gibi giyinmişler... İşte bahsedilen metropol şehir;binbir hayat binbir resim .Yüzbinlerce yüz ve milyonlarca değişik maske.Ve sokaklar;karnını doyurmaya çalışanlar,gözünü doyurmaya çalışanlar en çokta egosunun tatmini için çalışanlar.En güzel ben olmalıyım derken gittikçe çirkinleşen ruhlarını aç bırakanlar... Ruhlarına her gün ağır yaralar almasına karşın eline batan bir diken için hastanelere koşanlar
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İstanbul üzerine
Yaşayanların yabancısı olduğu şehrin yabancısı olmak sırıtmıyordu, şehrin göbeğinde varlığını devam ettiren yeşil ağaçlar kadar.
Edebiyat
Allah onları taşların sahibi kılmıştı Ama onlar cehaletleri sebebiyle bu taşların kulları haline geldiler.... Cehalet bizleri diğer varlıklardan ayıran temel özelliğimiz olan aklımızı kullanmanın önündeki temel etken...Taşların sahibiyken onu putlaştırıp tapmak akıldan yoksun olmaktır.Bu sözden ders çıkarabileceğimiz nokta sahip olduğumuz şeylerin kölesi haline gelme tehlikesi ki bu çağ bunu layıkıyla yaptırıyor... Tasavvuf’ta fakirlik tabiri vardır gerçi onlar buna fakr der.Şöyle ki “asıl fakirlik senin hiçbir şeye sahip olmaman değil,hiçbir şeyin sana sahip olmamasıdır.”
Din
KORONALI GÜNLER ÜZERİNE... Bilindiği üzere bir asırlık insanların yaşamadığı olayların yaşandığı günlerden geçiyoruz.Okullar işyerleri her yer durmuş insanlar evlerine çekilmiş durumda.Hani bazen bazı hadislerde söylendiği üzere kimi ifadeler vardır ahir zaman ile ilgili. Aklımıza uymadığı için reddetme veya şüphe yoluna götüren.İşte o ifadelere şüphe ile baktıran kriterlerimizin çürüdüğü günleri yaşıyoruz... Kendimizi değil dini kendimize uydurduğumuz bu çağda bir gün gelecek ve hiçbir müslüman cuma namazı kılamayacak denilseydi ya bu rivayet kesinlikle şüpheli veya yalandır diyebilecek kafada olan müslümanlardık. “İnandığımız Allah’ın kudretini azametini her şeyin onun elinde olduğunu aklımızla kavrama yolu adına mücadele vermediğimiz bugünlerde Allah mutlak hakimiyetin sahibi olduğunu iliklerimize kadar yaşatarak öğretiyor...” Ve yaşadığımız bugünler şu hakikatleri bizlere resmediyor; -Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. (Fetih 7) - O, göklerin ve yerin eşsiz-örneksiz yaratıcısıdır; bir şeyin olmasını dilediğinde ona "ol!" der, hemen oluverir.(Bakara)”kun feyekun” -Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Fetih) -İşte bunda düşünen bir topluluk için büyük ibret vardır.(Nahl 11) Daha bir çok ayet ile desteklenebilir elbette.Benim dikkatleri çekmek istediğim bugünlerde dahi şaşırdığım bir nokta var.Sosyal medyada “evde izleyebileceğiniz film önerileri,etkinlik önerileri şeklindeki üçüncü dördüncü derecede önem arzedecek tavsiyelerin ön plana çıkması.Bunlar bilinçli olmasada belki işi şuraya getiriyor...İbret alınması geren noktada oyalanmak...Geçip giden ömrümüzde bir an olsun kendisine “yüzyıl önce yoktum ve yüzyıl sonra olacağımda kesin değilse bir yüce manası olmamalı mı bu hayatın ?” sorusunu sormamış olan insana gel bugünlerde de şu
Din
Savaştayken “Namazı sonra kılalım.” diyenlere Hz. Ali'nin (r.a.) cevabı: "Uğruna savaştığımız değerleri ihmal ederek savaşmanın hiçbir anlamı yoktur."
Felsefe