"Zafer-i Nihayî'den sonra senin gibi fikriyatlı,hissiyatı ve belâgatı yüksek gençere ihtiyacımız fevkalâde fazla olacaktır. Ancak biliniz ki, sizden asker olmaz!"
O gözlerini açmadan mırıldandı: "Allah'ın insanlığa en büyük lûtfu akıldır...
Eğer akıl dininden büyük bir din olsaydı, Allah akıl yerine onu verirdi... Bu memleketin akla ihtiyacı vardır.... Akıl..." Bunlar son sözleri oldu. Sustu ve bir daha hiç konuşmadı.
"Bu gayeyle sağ kalırsam ben, şehit olursam başka Türk evlâtları bu büyük illetle(cahillikle) MUHAKKAK mücadele edecektir. Vatanımızın aydınlık ve müreffeh istikbâli tek tek her ferdimizin ancak ve ancak ilim ve fennin, her türlü kötü kaderi yeneceğine inandığı gün bir hayal olmaktan çıkacaktır."
"Ah valideciğim, bu cehalet ne hain bir düşmandır ki, cahil beşeri ileri yaşlarda bir çocuk kadar naif, bir arızalı gibi eksik ve bir yoksul kadar muhtaç bırakmakta, zavallı duruma sokmaktadır. Cahillikle yan yana yaşayan beşerin köle olmaktan başka kaderi yoktur. Buna da kader denmez, lakin...
"Harp, yalnızca vatan işgâl edildiğinde düşünülecek ihtimal olmalıdır. Çünkü vatan işgâl altındaysa yalacak tek bir şey vardır: koşup işgâlcileri geldikleri yere geri yollamak."