Roman yayımlandığı dönemde birçok genci bunalıma sokup intihara sürüklese de bende bir terapi etkisi yarattığını söyleyebilirim. Hal böyle olunca romanın insan üzerinde bıraktığı etkinin yapıcı mı yoksa yıkıcı mı olduğuna karar vermek başlangıçta zor gibi görünüyor.
Toronto Üniversitesi öğretim üyelerinden Psikiyatrist Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından yapılan ve Scientific American dergisinde makale olarak yayımlanan araştırmaya göre, Genç Werther’in Acıları adlı roman, insan beynini geliştiren ve terapi işlevi gören on romandan biriymiş.
Hem zaten Goethe’nin romanın başında yer alan küçük bir not da, bu terapi işlevini doğrular mahiyette…
Goethe, şöyle diyor romanının en başında:
“Zavallı Werther’in maceralarına dair ne bulabildimse hepsini büyük bir itina ile bir araya topladım ve bana bu yüzden teşekkür edeceğinizi bilerek, bunları sizlere sunuyorum. Onun ruhuna ve karakterine karşı sevgi ve hayranlığınızı, yaşadıkları karşısında ise gözyaşlarınızı esirgeyemezsiniz.
Onun gibi büyük tutku ve duyguları paylaşanlar, onun acıları sizin avuntunuz olsun ve kendi suçlarınız veya alın yazınız yüzünden yakın bir dost bulamıyorsanız, bu küçük kitap sizin dostunuz olsun.” (Genç Werther’in Acıları, Goethe)
Kahramanını intihara kadar götüren, çelişkiler ve ızdıraplarla dolu bu sürecin, mükemmel bir anlatım eşliğinde işlenmesi, psikolojiyle ilgilenen okur için oldukça zengin bir kaynak hâline getiriyor Genç Werther’in Acıları’nı.
Psikolojik anlamda okuyucuda derin izler bırakan bu eser dil ve anlatım bakımından da bir o kadar yetkindir.
Roman boyunca genç Werther’in çektiği sancıları, yaşadığı çelişkileri ve ızdırapları romandaki olay örgüsüne mükemmel derecede sindirmeyi başarabilmek, ancak mükemmel bir dil ve anlatım sayesinde gerçekleşir. Goethe de