Martin Eden’deki Evrim teorisi ve Nihilizm ( Spoiler içerir!!!)
İki senelik deniz yolculuğundan dönen London’ın 33 yaşındayken kaleme aldığı Martin Eden’de kendi yaşamını yansıttı. Otobiyografi türündeki bu romanda denizci Martin’in burjuva sınıfından bir kıza (Ruth) aşık olmasıyla kendi sınıfının çalışmaktan başka bir hayat yaşayamadığının farkına varmış. Kendini geliştirmesi,Ruth ile evlenebilmesi ve daha çok okuyabilmesinin rahat bir işle mümkün olduğunu gördüğünde ise yazarlığın kendisi için uygun bir meslek olduğuna karar vermişti. Bunun için insanüstü bir çaba sarfetti.
Zengin bir kıza âşık olup kendini geliştiren Eden, tıpkı London gibi yazdığı eserleri bastırmaya çalışırken defalarca reddedilip yalnız kalmıştı. Sonunda istediğini elde ettiğinde ise tıpkı London gibi ona da arzuladığı burjuva hayatı anlamsız gelecekti.
Romanı okuyanlar Martin Eden’de sadece kendi sınıfından olmayan bir kıza aşık olan denizcinin azmini ve istediklerine kavuşmasıyla hüsrana uğrayan bir adam görebilir. Ancak roman bu kadarla sınırlı değil kesinlikle! Jack London’un hayatının sadece bir kısmının kurgulanarak anlatıldığı bu romanda yazarın hayatını etkileyen ünlü evrim filozoflarının ( Darwin, Spencer) ve Nietzsche’nin aforizmalarının düşüncelerinin temelini nasıl oluşturduğunu görürüz.Hatta Martin Eden’in romanın sonunda kendini denizin sularına bırakmasını evrim teorisindeki “ufak ve ılık bir su birikintisi hayal edebilirsek ve içerisinde her türlü amonyak, fosforik tuzlar, ışık, sıcaklık, elektrik ve diğer kimyasallar bulunsa, bir protein kimyasal olarak oluşabilir ve daha karmaşık değişikliklere doğru yol alabilir...” fikrini aklıma getirdi. Yani sudan gelip suya dönme.( biraz zorlama olabilir tamamen benim fikrim )
Bunun yanında Martin Eden’in hazin sonu Alman filozof