Kimi zaman kendi kendime, bir insanın bir hiç olduğunu, doğasının ona zorla kabul ettirildiğini, bir an bile kendi kendine yürüyemediğini söylüyorum. Burnuna takılan incilerle süslenmiş yularla çekilip götürülen bir boğa gibi, kıyıdan devrilerek ırmakta sürüklenen bir ağaca benziyor. Düşündüğümüz ve söylediğimiz her şey yalnızca bir kuruntu, bir hayal kırıklığı.
Erdemi yok eden erdem sahte bir erdemdir, zalim bir erdem. Gerçek erdem zorunlu olarak çelişkileri aşar. Lehte ve aleyhte olan öğeleri tartar ve adil olandan yana karar verir. Karar veremeyen erdem erdem değildir.