Fuat sevimay - Bata Çıka Evet; yine, yeniden ve sürekli olacağı gibi Fuat Sevimay kitabı incelemesiyle geldim toplanın.
Fuat Sevimay okuyanlar ironik diline, mekandan mekana, zamandan zamana atlayışına alışkındır. Hah işte bu kitap öyle değil. Kabuk ismini verdiği bir gemi içinde geçiyor bütün roman. Kitabın başında birleşmiş milletlerin bir açıklaması televizyonda gösteriliyor, devletler kendi kendini feshetmiş. Hani bazen diyoruz ya kapatıp gidelim ülkeyi diye. Hükümetler tam da bunu yapmış. İşte bu haberler eşliğinde denize açılmış Kabuk.
Bunun üzerine gemi içinde geçen iktidar savaşını, iyi niyetli ama artık yöntemleri eskimiş kaptanın mücadelesini okuyacağız. Elbette Fuat Sevimay okuduğumuz için bol bol göndermeli cümlelerin nereye dokunduğunu anlamaya çalışacağız.
Sürprizini kaçırmamak için yazmıyorum ama isimlere, kitabım sonuna dikkat edin derim. Kim, neyi temsil ediyor kafa yormalık ve üzerine konuşmalık bir kitap. Elbette önerimdir. Okuyun efendim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu Cenazeyi Bana Lütfeder Misin? - Didem Ünal Demir
Çok eğlenerek, sıkılmadan okuduğum bir ilk roman oldu "Bu Cenazeyi Bana Lütfeder Misin? "
Isminden de tahmin edilebileceği gibi polisiye bir kitap. Ama alışık olduğumuz polis-suçlu kovalamacası tarzında değil. İstanbul'da yaşadıklarından bunalan Esin, hepimizin Eninde sonunda yapmak istediği şeyi yapıyor. Tası tarağı toplayıp Fethiye'ye yerleşiyor. Ama öncelikle bu cümledeki gibi romantize etmiyor bu olayı. Bizim alışık olmadığımız zorlukları da bize objektif bir şekilde hatırlatıyor. Mesela en son hangimiz kışın ortasında kalkıp sobayı yaktık? Arttırıyorum sobayı yaktığımız odunu kestik? Depresyona girmek köyde zor, çünkü yataktan çıkmadan yatmak istediğin günün akşamına soğuktan donabilirsin.
Olaylar Esin'in yerleştiği köyde "normal" bir ölüm sonrasında, ölümün pek de normal olmadığının fark edilmesi ile başlıyor.
Suçlu olma potansiyeli olan komşuları, yeteri kadar anlatıp, bizi gereksiz ayrıntılar ile yanlış kişilere yönlendirmeye çalışmıyor yazar. Dili gayet akıcı, basit ama kaliteli. Yani bazı akıcı denilen kitaplarda olduğu gibi sürekli aynı kelimeler ile sıralı cümleler kurmamış.
Esin'in mesleğinin illüstratör olması bence harika bir detay. Köyün adının Sikkeli olması da,
Komşuların her birini lakapları ve kapı numaralarına göre sınıflandırması da öyle.
Benim kitaptan haberdar olmamı ilk sağlayan Fatih Gezer'di. Firuzan kitabını çok övmüştüm zaten hepinizin bildiği gibi. Firuzan kitabının editörü sevgili Didem Ünal Demir, Bu kitabın editörü de Fatih Gezer. Benim için güzel bir ayrıntı. Çünkü çok sevdiğim yazarların bazılarının ilk baskı kitaplarını okurken editöryal incelemede gözden kaçan bazı detaylar canımı çok sıkmıştı. Bu iki kitapta da bu sıkıntı yok, editörün önemini yine görmüş olduk.
Velhasıl ben