Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: "Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet, bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalırını emrediyor?" Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de, istemeseler de işlemeye mahkum birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. Bu âlemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına hükmedecek yerde, en basit bir beşer tecessüsyle bu meçhul âlemi merak etsek, nelki hiç ummadığımız şeyler görmemiz, beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur.
Bu kitap gizem, cinayet ve gerilim dolu iki çok ilginç hikayeden oluşuyor. "Şeytanın Çırağı" ve "Onları Öldürdü mü?"
İlk hikayede suçlu ya da masum olduğubelli olmayan, genç ve güzel bir kadının ölümünden kimin sorumlu olduğunu, eski bir arkadaşına mektupla anlatıp yardım ister. Ayrıca bir sürü karanlık olay açığa çıkıar ve şaşırtıcı bir komplo ile sona erir.
Tercih ettiğim diğer ikinci hikaye biraz daha uzun, onları öldürdü mü? Sonuna kadar ismine sadık kalarak aynı şeyi düşündürüyor. Zengin bir çift evlerinde ölü bulunduğunda Tokyo kaosa sürüklenir. Herkes şüpheliyle bağlantılı birinin sorumlu olduğuna inanıyor. Kendisi de dahil olmak üzere suçunu kabul etti. Ancak gerçek suçluyu araştırmaya devam eden avukatlar, onun suçlu olduğuna ikna olmamıştır ve bunu kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Şeytanın ÇırağıŞiro HamaoAbdullah Baran