Betül

Betül
@Ehveniser55
Sui generis. Dedim: Senin Yusuf olduğun nereden belli? -Hayyam-
asayişin sağlanamaması
Osmanlı'nın doğusundaki devlet sisteminin kusurları, özellikle savaşlar sırasında ortaya çıkıyordu. Barış dönemlerinde, bölgedeki Osmanlı garnizon askerleriyle jandarma kuvvetleri, hemen hemen sakin bir sosyal ortam temin etmeye yetiyorlardı. Bu güçler, Osmanlı ordusu eninde sonunda arkalarında olduğu için halk üzerinde otorite kurabiliyorlardı. Savaşın başlamasıyla sistem alt üst oldu. Osmanlı'nın doğusunda polis işlevi gören jandarma güçleri yerlerinden alınarak, Rusya'ya karşı askeri mücadelenin belkemiğini oluşturmak görevine sevk edildiler. Bunun üzerine, yöredeki günlük asayiş düzeni tehlikeye düştü. Üstelik gerektiğinde, arkadan destek verecek askeri güç de kalmamıştı. Bu güç boşluğundan yararlananlar, önce talancı Kürt aşiretleri sonra da ihtilalci Ermeniler oldular.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
rusyanın abazaları sürgünü
Yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar göçe zorlanırken, ekonomiye katkısı da bulunabilecek güçlü erkekler geride bırakılarak esir işçi olarak kullanıldılar.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Tarih
aklıma rusça konuşan erzurumlu dede geldi
"Rusya'nın güneyi" ile "Osmanlı'nın doğusundaki" insanların tarihinin yakınlığını anlamak için, onları politik sınırlara göre değil de, sadece dinleriyle nitelemek yeterlidir.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Tarih
rusyanın zorunlu göç ettirme politikası
Nogay Tatarlarının göç ettirilmesi 1860 yılı boyunca devam etti ve Kırım Tatarları da bu kovulanlar arasına katıldılar. Vardıklarında, kendilerini karşılamaya hazırlıksız bir Osmanlı İmparatorluğu buldular. Kırımlıların göçünü gözlemleyenler, yeterince para, çadır, yiyecek ve taşıma vasıtası bulunmadığını bildirdiler. Kamplarda sıkışık vaziyette barınan göçmenlerin sağlık durumu acınacak haldeydi. Sürülen Tatarların birçoğunun geçici olarak yerleştirildiği büyük kamplardan Mecidiye'de, her gün belki 50-60 kişi can vermekteydi. Göçmen kabul eden başka yerlerde de durum farklı değildi. Kırım artık bir Müslüman ülkesi olmaktan çıkmıştı. En azından 300.000 Tatar yollara dökülmüştü, topraklarına slav ve diğer Hıristiyanlar yerleştirilecekti. Geride kalan çok küçük Tatar grubu ikinci Cihan Harbi sonrasında Stalin'in, onların Kırım'daki varlığına son vermek için hepsini sürmesine kadar dayandı.
Sayfa 20 - s.19-20·Kitabı okudu
Tarih
Yunan Isyani mı, katliamı mı?
Yunanistan'daki Türklerin ölümü, savaş zayiatı değildi. Yunan çetelerinin eline geçen tüm Türkler, kadın ve çocuklar dahil öldürülmüşlerdi. Tek istisna köle olarak alıkonan bir kaç kadın ve kızdan ibaretti. Bazen savaş sarhoşluğu içinde ve eski efendilerin düştüğünü görmek arzusuyla, Türkler derhal öldürülmüşlerdi ama katliamların çoğu planlı ve serinkanlılıkla işlenmişti. şehir ve kasabaların tüm Türk nüfusu toplanıp şehir dışına yürütülmüş ve kuytu yerlerde boğazlanmışlardı. Örneğin Tripolitza'da: Perişan [Türk] halk, üç gün süreyle vahşi haydutların hırs ve zulmüne maruz bırakıldılar. Yaşına ve cinsiyetine bakılmadan hepsi katledildi. Öldürülmeden önce kadın ve çocuklara işkence yapılmıştı. Katliam o kadar mahşeriydi ki, [çete lideri] Kolokotrones'in kendi anlatımına göre; kasabaya girdiğinde, hisar kapısından itibaren atının nalları toprağa değmedi. Onun zafer yolu, halı gibi insan cesetleriyle kaplanmıştı. iki günün sonunda, sağ kalabilen feci haldeki 2.000 kadar her yaş ve cinsiyetten Müslüman, bilhassa kadın ve çocuklar merhametsizce toplanıp, yakındaki bir dağdan uçuruma yuvarlandı ve orada sığır gibi parçalandılar.
Sayfa 12 - 12 ve 13. sayfalar·Kitabı okudu
Tarih
Reklam