Biz ki İstanbul şehriyiz,
güzelizdir,
dört yanımız mavi mavi dağdır, denizdir.
Öfkeli, büyük bir şair:
"Ey bin kocadan arta kalan bilmem neyi bakir" demiş bize
ve bir başkası,
yekpare Acem mülkünü fedâ etti bir sengimize.
Zaman denen bu aydınlıkla karanlığın birbirini takibi, bu dünyanın hızlı dönüşü ki bizi hayatın sonuna ulaştırmak için bütün feryatlarımız, gözyaşlarımız, aldatıcı kısa sevinçlerimiz ve aşkımızla durmadan sürükleyip götürüyor. Onun durmaksızın dönüş kanununun etkileri malum ve değişmezken hep hakkımızda bir istisna muamelesi istemekten kendimizi alamıyoruz.
Hiçbir şeyde nefsin son doygunluğuna kadar devamı sevmem. Bıkmak bir felaket, bıkmamaksa bir bakıma saadettir. Özellikle de aşkta, sevdada... Doygunluk ve ilgisizlikle sönen aşklar ile ayrılık anında gözyaşlarıyla süslenen sevdalar arasında ne büyük fark vardır!