Bir hafta önce okumuş olsaydı üstünde hiç durmadan geçip gideceği bir dize vardı: " Tanrı'nın çılgın aşığı bir buseye feda eder hayatını"; o dize her zamankinden daha ısrarla yankılanıyordu aklında.
Onun zahmetsizce anlattığı tehlikeler ve güler yüzü karşısında hayat, artık ciddi çabalardan, denetim ve kısıtlamalardan ibaret bir olay olmaktan çıkmış; oynanıp altüst edilecek, kaygısızca yaşanıp keyfi çıkarılacak, sonra da umursamadan firlatalip kenara atılacak bir oyuncak hali- ne gelmişti.
Hayatında hiç bu kadar zorlanmamıştı sanki. En güç işler bile bunun yanında çocuk oyunu gibi kalırdı. Alnında küçük nem damlaları birikmiş, gömleği alışık olmadığı bir sürü şeyi aynı anda yapmak için gösterdiği çaba nedeniyle ter içinde kalmıştı.